ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Kasım 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim


    ATATÜRK İLKELERİ

    Paylaş
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    ATATÜRK İLKELERİ

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Mart 26 2009, 19:54

    ATATÜRK İLKELERİ

    Cumhuriyetçilik:


    Batı dillerinde cumhuriyetin karşılığı, ulusun
    kendisini yönelmesidir. Cumhuriyete hayat veren damarların başında ise
    demokrasi geliyor. Gerçek cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi
    ile olan ilişkisi çok önemlidir. Çünkü iç ve dış tehlikelere karşı
    cumhuriyet kendisini, demokrasinin gerekleri içinde koruyacaktır. Bunun
    dışına çıkılırsa; demokrasi ile cumhuriyet arasında kopukluk başlar.
    Eğer böyle olursa en büyük zararı cumhuriyetin yine kendisi görecektir.
    Demokrasiyi benimsemiş siyasî rejimlerde, özgürlüklerin kullanılma
    alanları demokrasinin kuralları ile sınırlandırılmıştır. Cumhuriyet
    rejiminde kimsenin sınırsız hak ve hukuku yoktur. Çünkü demokrasilerde;
    kişilerin, dolayısıyla, toplumların özgürlükleri, hukuk yolu ile
    güvence altına alınmıştır. Bunların sınırları da adaletin kalemi ile
    çizilmiştir.
    29 Ekim 1923'te ilân edilen cumhuriyetin alt
    yapısını Atatürk aşama aşama nasıl hazırlamıştı? Cumhuriyet, lâik bir
    sistem üzerinde kurulacaktı. Yani cumhuriyet idaresinde ne halifeye ne
    de onun kalıntılarına yer vardı.
    Cumhuriyeti adaletli bir hukuk sistemi
    koruyacaktı. Cumhuriyetin genç kuşakları çağ dışı kişiler tarafından
    değil, bağımsızlık ve hürriyetin değerini bilen öğretmenler tarafından
    yetiştirilecekti. İmparatorluktan kalan mantık dışı ne varsa hepsi
    kaldırılacak, cumhuriyetin temelini ilim oluşturacaktı.
    Bilgisiz ve bilinçsiz bir halk topluluğunun ulus
    olma hakkına sahip olamayacağını vurgulayan Atatürk, ulusun
    bilinçlendiği oranda hak ve hukukuna sahip çıkacağını biliyordu. Bu
    nedenle eğitim ve kültüre çok önem vermiştir. O'nun, bir bakıma
    kültürü, cumhuriyetin temellerinden biri olarak görmesindeki neden
    budur.
    Atatürk, cumhuriyetçilik ilkesiyle ilgili görüşlerini birçok kez dile getirmiştir:
    "Türk Milleti, halk idaresi olan cumhuriyetle
    idare olunur." (Afet İnan-Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El
    Yazılan sh. 352)
    "Türk Milleti'nin yaradılışına ve karakterine
    uygun idare, cumhuriyet idaresidir. Bu günkü Hükümetimiz doğrudan
    doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet
    teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı cumhuriyettir. Artık hükümet ve
    millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk
    yönetim demektir." (Söylev ve Demeçler C.III. sh. 75, C. II sh. 230)
    "Demokrasi prensibi, egemenliği kullanan araç ne
    olursa olsun, esas olarak milletin egemenliğine sahip olmasını ve sahip
    kalmasını gerektirir. Bizim bildiğimiz demokrasi siyasaldır. Onun
    hedefi, milletin idare edenler üzerindeki kontrolü sayesinde siyasal
    özgürlük sağlamaktır." (Afet İnan-M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım, sh.
    71,73)
    Halkçılık:

    Devrim tarihimizde önemli
    bir yeri olan 1924 ve 1961 Anayasalarında da yer alan halkçılık ilkesi,
    demokrasinin temelini oluşturmaktadır. Bu ilkenin ana özelliği ülke
    yönetiminin halkın elinde bulunmasıdır.
    Egemenlik bir zümre ya da ailenin elinde bulunmaz, halkın seçimle iş başına getirdiği kişiler, ülkeyi yönetir. Halkçılık;
    1.)Ülke yönetiminin demokratikliği,
    2.)Birey ve sınıflara ayrıcalık tanınmaması, gibi öğelerden oluşmakta.
    Eğitim yoluyla aydınlanmış halk, ulusal egemenliğin güçlenmesi ve demokrasimizin yaşamasında tek ve gerçek güvencedir.
    Halkçılık, Atatürk'ün önemle üstünde durduğu bir ilkeydi. Bu önemi açıklamalardan anlıyoruz:
    "Halkçılık demek, devletin bütün
    kudret ve egemenliğinin halktan geldiğini, Türk camiası içinde, fert,
    aile ve sınıf ayrıcalığı bulunmadığını, kanun önünde herkesin eşit
    olduğunu İfade etmek demektir. Bu formül demokrasinin ifadesidir." (A.
    Rıza Türel-İzmir Barosu Dergisi Sayı 8, sh. 413)
    "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran
    Türkiye halkına Türk Milleti denir." (Afet İnan-Medeni Bilgiler ve M.
    Kemal Atatürk'ün El Yazıları sh. 351) "Türkiye halkı, ırkça, dince ve
    kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı hürmet ve fedakârlık hisleriyle
    dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek olan sosyal bir toplumdur."
    (Söylev ve Demeçler C. I. sh. 221)
    "Bence, bizim Milletimiz,
    birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu itibarla birbirleriyle
    mücadele halinde buluna gelen çeşitli sınıflara malik değildir. Mevcut
    sınıflar birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir." (Söylev ve Demeçler
    C.II. sh. 82)
    Laiklik:

    "Din
    ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" şeklinde özetlediğimiz
    lâiklik ilkesi, Türk Devriminin vazgeçilmez bir unsurudur. Demokratik
    olmanın da gereği...
    Atatürk'e göre din,
    insanların vicdanlarında yer alması gereken kutsal bir kavramdır. Bu
    düşünceden yola çıkan Gazi 31 Ocak 1923'de şu sözleri söylüyordu:
    "Bizim dinimiz en
    makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din
    olmuştur. Bir dinin tabi olması için akla, fenne, ilme ve mantığa
    uyması gereklidir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur."
    Genç Türkiye
    Cumhuriyeti Devletinin sağlam temeller üzerine oturtulabilmesi için,
    ilk önce devletin kurum ve kuruluşlarının laikleştirilmesi gerekiyordu.
    DEVLETİN LÂİKLEŞTİRİLMESİ
    1.)Samsun’a çıkış.
    Amasya kararları, Erzurum, Sivas Kongreleri ile ulusun kendi kaderini
    kendisinin belirlemesi ilkesinin vurgulanması.
    2.)23 Nisan 1920'de
    T.B.M.M.'nin açılması. "Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" ilkesinin
    kurtuluşun ve kuruluşun simgesi olması.
    3.)20 Ocak 1921 Anayasasının kabulü.
    4.)1 Kasım 1921 Saltanatın kaldırılması.
    5.)29 Ekim 1 923 Cumhuriyetin ilânı.
    6.)3 Mart 1924 Hilafetin kaldırılması.
    7.)20 Nisan 1924 Anayasasının kabulü.
    8.)10 Nisan 1928 Anayasadan Türkiye Devletinin "Dinî islâmdır" hükmünün çıkarılması.
    9.) 5 Şubat 1937
    Anayasada değişiklik yapılarak Türkiye Devletinin cumhuriyetçi,
    milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı olduğu hükmünün
    Anayasaya konması.
    HUKUKUN LÂİKLEŞTİRİLMESİ
    1.)8 Nisan 1924 Şer'î mahkemelerinin kaldırılması.
    2.)30 Kasım 1925 Tekke ve Zaviyelerin kapatılması
    3.)17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanununun kabulü.
    4.)22 Nisan 1926 Borçlar Kanununun hazırlanması.
    5.)24 Kasım 1929 İcra, İflas Kanunlarının kabulü.
    6.)15 Mayıs 1929 Deniz Ticaret Kanununun kabulü.
    7.)5 Aralık 1934 Kadınlara Seçme ve Seçilme hakkının verilmesi.
    EĞİTİMİN LAİKLEŞTİRİLMESİ
    1.)3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat (Öğrenimin Birleştirilmesi) Kanunu
    2.)5 Kasım 1925 Ankara Hukuk Fakültesinin açılması.
    3.)26 Aralık 1925 Uluslararası Takvim ve Saatin kabul edilmesi.
    4.)24 Mayıs 1928 Lâtin rakamlarının kabulü.
    5.)1 Kasım 1928 Lâtin alfabesinin kabulü.
    6.)10 Haziran 1933 Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun’un kabulü.
    7. )1 Ağustos 1933 Üniversiteler Kanununun çıkarılması, Darülfûnun'un kaldırılması. İstanbul Üniversitesinin kurulması
    KÜLTÜRÜN LÂİKLEŞTİRİLMESİ
    Kültürde lâikleşmenin yollan aranırken elbette örf ve âdetlere bağlı kalınacaktı. Tarihten gelen hiçbir şey yok edilmeyecekti.
    İşte bu düşünceden yola çıkılarak;
    1.)30 Kasım 1925 tarihinde 677 sayılı Kanun ile Meclis tarikatları yasaklıyor, tekke, türbe ve zaviyeler kapatılıyordu.
    2.)25 Aralık 1925
    tarihinde de Meclis tarafından şeyhlik, seyyitlik, üfürükçülük,
    dervişlik, emirlik, falcılık, büyücülük, muskacılık gibi san ve
    sıfatların kullanılması ve bunlara ait özel kıyafetlerin giyilmesi
    yasaklanıyordu.
    Atatürk'ün laiklikle ilgili görüşlerini Söylev ve Demeçlerinden aktarıyoruz.
    “Mensubu olmakla
    mütmain (tatmin) ve mesut bulunduğumuz İslâmiyet dinini yüzyıllardan
    beri alışılmış olduğu üzere bir politika aracı durumundan kurtarmak ve
    yüceltmenin kesin elzem olduğu gerçeğini gözlüyoruz. Kutsal ve tanrısal
    olan inanç ve vicdâni kanaatlanmızı, karışık ve dönek olan her türlü
    çıkar ve tutkusuna sahne olan politikacılardan ve politikanın bütün
    organlarından bir an evvel ve kesinlikle kurtarmak, milletin dünyevî ve
    uhrevî (ahretle ilgili) saadetinin emrettiği bir zorunluktur." (Söylev
    ve Demeçler C. I. sh. 330)
    “Din lüzumlu bir
    müessesedir. Dinsiz biri milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası
    var ki, din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din
    simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler,
    iğrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna müsaade
    etmiyoruz." (Kılıç Ali-Alatürk'ün Hususiyetleri, sh. 116)
    "Artık Türkiye, din
    ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular
    varsa kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar." (Söylev ve
    Demeçler C. III. sh. 76)



    En son Admin tarafından Perş. Mart 26 2009, 20:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi (Sebep : imla)


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: ATATÜRK İLKELERİ

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Mart 26 2009, 19:55


    Devrimcilik:
    Devrimcilik ilkesi, Atatürk İlkeleri arasında; eylem ve atılım gibi kavramları içerisine alan tek ilkedir.
    Atatürk, Büyük Söylevinin sonunda:
    "Bu açıklamalarımla
    ulusal yaşamı sona ermiş varsayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını
    nasıl kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı ulusal
    ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım," diyerek
    çağdaş devlet kavramıyla devrimcilik ilkesinin şaşmaz işaretini
    veriyordu.
    Çağdaş devlet kuran
    bir ulusun, çağ dışı niteliklerden kurtulması gerekirdi. İşte, Türk
    ulusunun, çağdışı niteliklerden kurtulmak, çağdaşlaşmak için giriştiği
    atılımların tümü devrimcilik ilkesinin kapsamı içine girer.
    Devrimcilik, Atatürk
    İlkelerinin hemen hemen tümüyle birleşir. Bütün bu ilkelerin ya neden
    ya sonuç olarak devrimcilikle sıkı bir ilintisi vardır. Bu bakımdan
    devrimcilik, Atatürk İlkelerinin tümünü gerçekleştirmeye, korumaya ve
    yaşatmaya kesin kararlılıktır. Devrimleriyle yolumuzu aydınlatan
    Atatürk'ün bu konudaki görüşleri şöyle:
    "Yaptığımız ve
    yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını
    tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline
    getirmektir. İnkılâbımızın asıl hedefi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen
    zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye kadar milletin
    beynini paslandıran, uyuşturan ve bu zihniyette bulunanlar olmuştur.
    Herhalde zihniyetlerde mevcut hurafeler tamamıyla kovulacaktır. Onlar
    çıkarılmadıkça beyinlere gerçeğin ışıklarını sokmak imkânsızdır."
    (Söylev ve Demeçler C. II. sh. 69)
    ... Mes'ut
    inkılâbımızın aleyhinde düşünce ve duygu taşıyanları aydınlatıp, doğru
    yolu göstermek, aydınlara düşen millî görevlerin en önemlisi ve
    birincisidir." (Söylev ve Demeçler C. II. sh. 69) "
    "...Memleket
    davalarının ideolojisini, inkılâplarımız yönünden anlayacak, anlatacak,
    nesilden nesile yaşatacak kişi ve kurumları yaratmak lâzımdır." (Söylev
    ve Demeçler C. I. sh. 386)



    En son Admin tarafından Perş. Mart 26 2009, 19:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi (Sebep : degişim)


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH

      Forum Saati Perş. Kas. 23 2017, 06:26