ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Kasım 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim


    Hz.Ali ve Ehlibeyt

    Paylaş
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Hz.Ali ve Ehlibeyt

    Mesaj tarafından Admin Bir Paz Mayıs 03 2009, 14:17

    Hz. Ali


    Kısa Biyografisi



    Hz. Ali, milâdi takvime göre 21 mart 598'de doğmuştur. 24. 01. 661
    tarihinde ise, İbn Mülcem adlı hain tarafından zehirli bir kılıçla
    şehit edilmiştir.


    Hz. Ali, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in amcasının oğludur. Hz.
    peygamberin yanında, onun eğitimi ile büyümüştür. ilk İslamiyet?i kabul
    eden kişidir. Ayrıca Hz. Peygamberin damadıdır da, dolaysıyla Peygamber
    soyunun sürdürücüsüdür.


    Hz. Ali, Müslümanlığı ilk kabul eden kişi olarak son nefesine kadar
    da İslamiyet için çalışmıştır. Savaş meydanın da hiç yenilmemiştir.
    Bilgelikte, yiğitlikte, cesurlukta, fedakarlıkta üstüne insan yoktur.
    Hz. Ali, sadece yaşadığı süre içerisin de değil, onu takip eden
    yüzyıllarda da zalimin korkusu, mazlumun dostu olmayı sürdürmüştür. Hz.
    Ali'ye kinli haydutlar ve İslam düşmanı putperestler, Hz. Ali'ye
    yapamadıklarını evlatlarına yapmaya çalıştılar. O zamanın Ebu
    süfyan'ları, sonra Muaviye, Mervan, Yezit olarak Hz. Ali'nin soyunu
    kurutmak istediler. Nitekim Hz. Ali'de dahil her On İki İmam da şehit
    edilmiştir. Hiç birisi vadesiyle hakka yürümemiştir. Hz. Ali'ye ve
    soyuna yapılan haksızlıklar, katliamlar dolayısıyla Hz. Peygambere
    yapılıyordu. Cahilliye döneminde Arap toplumunun başına bela olan
    putperest köleci bezirganlar, görünürde Müslüman olup öz olarak
    bezirganlığı sürdüren bu kişiler, Hz. Peygamber döneminde
    yapamadıklarının adeta acısını çıkartıyordu. Ebubekir'le başlayan süreç
    Yezit'e kadar uzanıyor, oradan da Yavuz Selim'e kadar gidiyordu. Bu
    süreçten günümüze kadar sayısız acılar yaşandı. insanlık tarihinde
    görülmedik vahşi katliamlar yapıldı. Bu sürece dair anlatılacak çok şey
    var ve bunlar dün olmuş gibi güncelliğini koruyor. Çünkü günümüzde de
    bu misyon en inceltilmiş haliyle sürüyor. Bu misyon kirli, ikiyüzlü bir
    misyondur. Hz. Muhammed'in torunlarını katletmek ve ondan sonra da ona
    salavat etmek ikiyüzlülük değil de nedir? Maalesef İslam tarihinde
    bunlar yaşandı ve günümüze dek etki bırakacak kadar güçlü yaşandı. Hz.
    Ali'yi tanımaya devam ediyoruz. İslamiyet, başta Hz. Ali'nin soylu
    mücadelesi olmak üzere gelişmeye devam ediyordu. Bu gelişme beraberinde
    bir çok sorunu da getiriyordu. Bu sorunların başında da eski putperest
    bezirganların Müslümanlığı kabul etmesiydi. Bunlar İslamiyet'i
    özümsedikleri için Müslüman olmuyordular. Bunların tek gayesi gelişen
    İslamiyet?in kazandığı değerlerin üzerine konmaktı.


    Nitekim daha Hz. Peygamber hakka yürümeden, bu bezirganlar fitne
    fesada başlamışlardı. Hz. Peygamberin hakka yürümesinden sonra ise
    saldırılarını alenileştirip sıklaştırmaya başladılar. Bu saldırıların
    hedefi Hz. Ali'ydi, dolayısıyla Hz. Peygamberdi.


    İslamiyet gelişen ve güçlenen bir din olarak kendi kurumlarını da
    yaratıyordu. Bu kurumların en önemlisi de halifeliktir. Halife olan
    kişi İslam toplumunu dini ve siyasi olarak yönetmekle görevli olan
    kişidir. Bu anlamda halifelik önemlidir. Hz. Peygamberin kendisinden
    sonra halifenin kim olması gerektiği konusunda hadisleri vardır. Hz.
    Peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra Hz. Ali'yi halife olarak
    tanıtmıştır. Ve o zaman herkes bu halifeliği onaylamıştır. Ne var ki
    Hz. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, -ki bu süre daha Hz.
    Peygamber defin edilmeden öncedir- eski putperest bezirganlar kendi
    halifelerini seçmişlerdi. Hz. Ali, Hz. Peygamberin defin işleriyle
    uğraşırken onlar kendi halifelerini seçiyorlardı. Hz. Ali, sadece bir
    yönüyle değil, bütün özellikleriyle halifeliği hak eden kişidir. Bu
    özellikleri; ilk Müslüman olan kişidir, bütün ömrü İslamiyet için
    çalışmakla geçmiştir, bilgelikte, cesurlukta, fedakârlıkta üstüne
    yoktur. Ayrıca Hz. Peygamberin soyunu sürdürendir. Bütün bunlara ek
    olarak Hz. Peygamberin hadisleri var. Örneklersek: "Ben ilmin şehriyim,
    Ali onun kapısıdır. Ali'yi sevmeyen beni de sevmiyordur. Bir kimse
    Ali'ye saygısızlık etti mi ban saygısızlık etmiştir." Bunlara benzer
    onlarca örnek. Bütün bunlar dünya insanlığının kabul ettiği genel
    gerçeklerdir. Bu gerçekleri günümüzün Sünni din bilginleri de kabul
    etmektedir. Ne yazık çıkarları el vermediği için ikiy üzlülük
    yapmaktalar.


    Bütün bunların herkesin kabul ettiği genel doğrular olduğunu
    belirttik. Bir de biz Alevilerin Hz. Ali hakkında bize özgü
    doğrularımız ve tanımlamamız var. Bunları da yeri geldiğinde belirtmeye
    çalışacağız.


    Hz. Ali gücü olmasına, hakkı olmasına rağmen halifelik için kavgaya
    girişmedi. İslamiyet?in zarar görmemesi için Ebubekir'in halifeliğine
    ses çıkarmadı. Taraftarlarına dünya malının geçici olduğunu telkin edip
    onları kavgadan uzaklaştırdı. Ne var ki bu eski putperest bezirganlar
    sadece dünya malı ile yetinmediler. Bu putperest bezirganlar insanlığa
    umut olan İslam dinini de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya
    başladılar. Cahilliye dönemindeki eski gelenekleri tekrar
    yaşamaya/yaşatmaya başladılar. Ama bu sefer aralarında bir fark vardı.
    Bu fark da, cahilliye dönemindeki gerici geleneklerin İslam adı altında
    yaşatılmaya başlanmasıydı. Halbuki Hz. Peygamber sadece putları
    yıkmamış, aynı zamanda bu gerici gelenekleri de yıkmıştı. Hz. Ali
    burada önemli bir rol oynuyordu. Bu rol de bütün bu gerilikleri teşhir
    etmekti. Hz. Ali görevini layıkıyla yerine getirip, daha çocukken
    putlara attığı taşları söze dönüştürüp bu putperest bezirganlara
    fırlatıyordu. Eskinin büyük putperest bezirganları, önlerine çıkan bu
    engeli aşmak için olmadık hilelere baş vuruyorlardı. Hz. Ali bütün
    sorunları teker teker aşıyordu.


    Hz. Ali sabırlıydı, bu sabrı kimse gösterememiştir. Hz. Ali
    mücadelesini daha bir azimle sürdürdükçe bu putperest bezirganlar
    çıldırıyorlardı.


    Ebubekir'in ölümünden sonra putperest bezirganlar yerine Ömer'i
    halife olarak seçtiler. Tekrar tekrar belirtmekte yarar var, Hz. Ali'yi
    savaş meydanında yenen olmamıştır. Hz. Ali hiç bir savaştan
    kaçmamıştır, bu anlamda gücü, yiğitliği tartışılmazdır. Ama bütün bu
    yiğitliğe rağmen Hz. Ali, halifelik kavgasına girmemiştir. Bütün
    haksızlıklara, kışkırtmalara, tahriklere rağmen. Hz. Ali bunu yaparken
    bir tek gayesi vardı. O da; İslamiyet zarar görmesin. Nitekim Ömer'in
    ölümünden sonra bu sefer Osman'ı halife ettiler bu bezirganlar. Hz. Ali
    sabırlıydı, sabrı en büyük silahtı. Bu putperest bezirganlar sadece Hz.
    Ali'yle savaşmıyorlardı, aynı zamanda kendi içlerinde de büyük
    anlaşmazlıklar, çelişkiler vardı. Bu çelişkiler sonucunda Osman
    öldürüldü. Osman?ın ölümünden sonra, nihayet Hz. Ali halife oldu.
    Baştan beri olması gereken şimdi oluyordu. Bu putperest bezirganlar
    tayfası bu halifeliği mecburen de olsa kabullenmek zorunda kalıyordu.


    Bu döneme dair ciltler dolusu değerlendirilme yapıla bilinir. Çünkü bu dönem İslam tarihinin en belirleyici dönemidir.


    Hz. Ali halife olmuştu olmasına ama bu putperest bezirganlar boş
    durmuyordu. Hz. Ali bu putperest bezirgan tayfasının yaptığı
    tahribatları onarmakla meşgulken, onlar Hz. Ali'yi ortadan kaldırmanın
    planlarını yapmaktaydılar. Bu planların sonucu, Hz. Ali 24. 01. 661
    tarihinde ibn mülcem adındaki katil tarafından zehirli bir kılıçla
    şehit edilmiştir.


    Hz. Ali'nin şahadeti İslam tarihinde kanlı bir dönemin başlangıcı
    olmuştur. O tarihten bu yana, başta Hz. Ali'nin soyu olmak üzere, Hz.
    Ali'yi sevenler onun yolunda yürümek isteyenler insanlık tarihinde
    rastlanmamış katliamlara, baskılara maruz kaldılar. Bu katliamlar ve
    baskılar günümüze kadar da geliyor. Ve aradan 1400 yıl geçmesine
    rağmen, hâlâ Hz. Ali'nin yolunu tutanlar, yani Aleviler kendilerini
    açıktan ifade edemiyorlar.


    Hz. Ali'nin kişiliğini, mücadelesini, olguları ve olayları ele alış
    tarzını, insan ve doğa ilişkilerini anlatmak yüzlerce cildi kapsayacak
    bir çalışmadır. Biliyoruz ki Hz. Ali İslamiyet?in, Hz. Peygamberden
    sonra en büyük temsilcisidir. Bu anlamda tarih boyunca insanlar en zor
    dönemlerinde Hz. Ali'yi çağırmışlardır


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH

      Forum Saati Perş. Kas. 23 2017, 06:09