ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Kasım 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim


    Tanıklar anlatıyor

    Paylaş
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:12

    Tanıklar anlatıyor
    Hasan Bozkurt (işçi):
    "Saat 16 sıralarıydı, evime gidiyordum. Cezmi Kartay Caddesinde, karşıdan gelen büyük bir kalabalıkla karşılaştım. ‘Kahrolsun Ecevit, komünist Ecevit, başbuğ Türkeş’ diye bağırıyorlardı. Hızla geldiler, ben de bunların arasında kaldım. Bu sırada karşı bir grup belirdi ve Cezmi Kartay Caddesi, birden bire cehenneme döndü...
    Kalabalığın arasında, şimdi burada çiftçilik yapan eski AP Milletvekili Hamit Fendoğlu'nu gördüm. MHP İl Başkanı Şerif Dursun'la birlikteydiler. Kavgalara bunlar da katıldılar. Kalabalıktan bazı kişilerin elinde kurt resmi vardı.
    “Ortalık makineli tabancaların sesiyle yankılanıyordu. Çatışmaya başladılar. Caddede korkunç bir kavga başlamıştı. Tabanca mermileri ve taşlar yağıyordu. Sopalar inip kalkıyordu. Bu sırada bir grup, Doğan Palas ve Tüccarlar Klubü Oteli'ne yöneldi. Sahipleri CHP'li olan bu oteller kısa zamanda tamamen tahrip edildi. Bir başka grup da TÖB-DER merkezi ile altında bulunan beş dükkanı aynı şekilde tahrip edip, içeride taş üstünde taş bırakmamışlardı. Beydağı, Halk Postası ve Güneş Gazetelerinin idarehaneleri de aynı akıbete uğradı. Çoğunu tanımıyordum. Ben Malatyalıyım, hemşehrilerimin çoğunu tanırım. En azından aşinalığım vardır. Bu memlekette herkesin birbirine göz aşinalığı vardır. Fakat, hadiseyi çıkaranların çoğunu tanımadım. Bunlar, herhalde Malatyalı değillerdi. Başka yerlerden gelmişlerdi...


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:13

    Cafer Erkul (35 yaşlarında gazete satıcısı): “Bildiğiniz gibi benim kulübem İş Bankasının tam önünde, karşımda Ziraat Bankası var; şu kenardaki de Garanti Bankası, PTT binası da karşımda. Emniyetin en çok güvence altında bulundurması gereken bir alan. İşte burada saldırıya uğradım. Ben Malatyasporluyum ve aynı zamanda CHP'liyim. Kulübemde Ecevit'in resimleri ve kitapları vardı ve satıyordum. Saldırıdan önce bana geldiler ve ‘Sen şu kitap ve resimleri satma. Sana istediğin kadar para veririz’ dediler. ‘Ben inancımı parayla satacak adam değilim‘ dedim.
    “Nihayet 15. 02. 1975 günü saat 13-14 sıralarında 06 plakalı beyaz bir arabayla Dr. Muhittin Turgut, yanında bulunan birkaç kişiyle geldi. Şu kenarda durdular. Ben de yeni yemek getirtmiştim, daha bir lokmasını ağzıma almadan kulübe taş ve sopalarla sallanmaya başladı. Kafama, sırtıma bıçaklar inip kalkıyordu. Kulübe dar olduğu için çıkamıyordum. Tahrayla kapıları kırarak beni dışarı çıkardılar. Elden ele verdiler. Tam 17 bıçak yemişim. Nasıl kurtulduğumu bilmiyorum. Bir uyandım ki Sigorta Hastanesinde serum veriliyor. Yanımdaki karyolada da anam yatıyordu. Anam benim öldüğümü duyunca kriz geçirmiş ve komaya girmişti.”
    -Emniyet’te kimse yok muydu?
    -Tek kişi olsaydı onların hepsini yakalardı. Kimse ortalıkta yoktu.
    -Zararın ne kadar?
    -Biz 4-5 kardeşiz. Çok fakiriz. 28 yıllık emeğimizi bu kulübeye yatırmıştık. Daha o gün 3500 TL borç ederek Tekel’den sigara almıştım ve satıyordum. Şöyle böyle 28-30 bin lira kadar zararım oldu. Oldu değil yok oldum. İnan ki tek çivi dahi bırakmamışlar. Sigara, para, kitap, dergi ne varsa hepsini alıp götürmüşler, yırtmışlar.
    Anlamadığım nokta, bunu Müslümanlık adına yapıyorlarmış. Müslümanlıkta böyle talan, hırsızlık var mı ki? Kıbrıs'taki EOKA'cılar dahi bunlardan merhametliydiler. Bunların gözleri dönmüştü, talancıydılar. Bir yanda Müslüman Türkiye diye bağırırlarken, diğer yanda hırsızlık, talan, adam öldürmeye girişiyorlardı.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:14

    Ata Yıldırım (50 yaşlarında berber): "Benim dükkanım Fuzuli Caddesinin üzerinde ve Hükümet Binasının arkasındadır. Karşımda ve caddenin öbür kenarında da Toplum Polisinin binası var. Ayrıca dükkanımın önünden bir yol da CHP binasına doğru gider. Yani dört yol ağzındayım.
    “Babam imamdı. Ben de uzun süre imamlık yaptım, sonra berber oldum. O saldırıyı görünce her şeyimden utandım. Hiçbir din bu çapulculuğa, tahribe ve ayrıcalıklara müsaade etmez. Bunların yaptıklarının din ve insanlıkla ilgisi yoktu. Gözleri dönmüştü, ne yaptıklarını bilmiyorlardı.
    “Dükkanımda oturuyordum. 16. 02. 1975 günü saat 13 sıralarında Belediyenin önünde bir grup saldırgan bağırarak Fuzuli Caddesinden yukarıya doğru (TÖB-DER Lokaline) yürümeye başladılar. Tam Toplum Polisinin binası önüne gelince içlerinde birisi bağırarak ‘Önce şu solcu CHP binasını tahrip edelim, sonra TÖB-DER'e gidelim’ dedi. Ve kalabalık, CHP binasının, Beydağı, Halk Postası ve Güneş Gazetelerinin camlarını kırdıktan sonra geri döndü. Aynı polislerin yanından geçerek TÖB-DER Lokaline doğru gittiler. Bu kalabalık içinde Paşa Camii'nin imamı da vardı. Ve bağırıyordu. Hatta bir jandarma astsubayının, durumu görünce polislere dönerek ‘Utanmıyor musunuz, bu nedir?’ diye bağırdığını duyduk, tabii polisler de duydu. CHP binasıyla Hükümetin arası 29-30 metre bile yok.
    “Gördüklerimi Malatya Milletvekillerine anlattım. Halkı tahrik edenlerin başında bazı imamlar geliyordu. Emniyet ve Vali tamamen göz yumuyordu. Yoksa 10-15 polis hepsini dağıtabilirdi.“


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:14

    Haydar Karagöz (20-25 yaşlarında, gazete satıcısı): “Benim kulübem belediyenin bitişiğindedir. 15 metre yukarımda Toplum Polisinin binası ile 20 metre karşımda Hükümet binası var. Saldırganlar, Belediyenin önünde toplandılar. Yani benim kulübemin bulunduğu yerde toplandılar. Resmi ve sivil polisler buralarda geziniyorlardı. Saldırganlar, ‘Allahuekber, Müslüman Türkiye’ gibi sözler söylüyorlardı. Sanki sinema dağılmıştı. Her biri bir tarafa doğru gitmeyi söylüyorlardı.
    “Ben gazete satıcısıyım. Kârıma bakarım. Her gazeteyi, dergiyi sattığım için hep bana ‘Bu gazeteleri satmayacaksınız’ diyorlardı. Aldırış etmiyordum. İşte bu yüzden ilk defa kulübeme saldırdılar. Ben kalabalığı görünce kulübeden çıktım. Biraz ileride durdum. Beni görmediler. Orada bulunan sivil polislerden bazılarının, ‘Haydi şu kulübeyi dağıtın, kaçın...’ dediğini kulağımla duydum. Onları tanıyorum da... Saldırganlar, tüm sigaraları, dergileri, gazeteleri dağıttılar. Kulübeyi yıktılar. Karşımdaki sinema reklamlarının bulunduğu yerleri kırdılar, parçaladılar. Oradan CHP'ye ve TÖB-DER'e doğru bağırarak gittiler. Hiç kimse mani olmuyordu.
    “Halbuki 20-30 polis bunları rahatlıkla dağıtabilir ve hatta hepsini Emniyete götürebilirdi. Çünkü çoğunluğu çocuktu.
    “Ben fakirim, bu kulübedeki gelirle geçiniyorum. Böyle insanlık olur mu? Onlar kim, ben kim? Hepimiz Türk'üz, Müslümanız ve insanız. Ama bunlar, bunlardan uzaktır. Polis hiç engel olmuyordu. Ne yapayım, zararım 7-8 bin liradır. Borç ederek yeniden kulübeyi yaptım...”


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:15

    Adını söylemek istemeyen bir cami imamı: "Kardeşim, siz bir defa görüyorsunuz. Bunlar her gün camilerde bölücü konuşmalar yapıyorlar. Sanki cami değil, bir parti binası. Bunları, Emniyet de, Vali de, öğretmen de ve halk da iyi biliyor, dinliyor. Müslümanlıkta bölücülük yoktur. Talan yoktur. Dükkanın sahibi olmadığı halde tahrip ediyorlar ve mallarını götürüyorlar. Bu hırsızlıktır, zorbalıktır. Elhamdülillah Müslümanlıkta bunlar yasaktır. Affedilmeyen günahlardandır. Sonra Alevi kim, Sünni kim? Hepsi kardeştirler. Cephede birlikte savaşıyorlar, fabrikada birlikte çalışıyorlar, bu ayrım nedir? Çok ayıptır. Dine yakışmaz. Ne bileyim, bu dünyadaki suçu hemen kanun vermelidir. Yoksa memlekete yazıktır. Camilere saldıracaklar demişler. Müslüman yalan söylemez. Düpedüz yalandır. Şimdiye kadar camiye saldırma görmedim. Velev ki saldıracaklarını biliyorlardı, niye Emniyet’e haber vermeden halkı toplayarak saldırganlığa geçmişlerdir. Yalandır kardeşim yalandır...“


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:15

    Süleyman Efe (Avukat): "Olayı açıklamadan önce derinlemesine incelemek ve değerlendirmek gerekiyor.
    “Tarihimizi incelediğimizde görüyoruz ki, ileriye ve halka yönelik her girişim karşısında mutlaka irtica olayının varlığına tanık olmaktayız. Bilindiği gibi, ekonomik, politik, siyasal ve kültürel yönden geri kalmış toplumlarda halkın tüm emeği sömürücülerin ipoteğine girmiştir. Ellerinde yalnız inançları kalmıştır. Bunu da vermemek için canlarını vermektedirler. İşte halkın bu can alıcı noktasını iyi bilen ve değerlendiren sömürücü güçler; halkı bu yönüyle tahrik ediyorlar.
    “İlericilere düşen en büyük sorumluluk; halkı, bu etki alanından çıkarmaktır. Bu sorumluluk ödünsüz olarak demokratik yollarla yapılmalıdır.
    “Bu açıdan olaya bakıldığında, dinin ne kadar sömürüldüğü, sorumluların kimlerden yana olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
    “15. 02. 1975 günü evde oturuyordum. Evim Turan Emeksiz Caddesi üzerindedir. Dışarıdan gelen bağırtı ve gürültüler duyduk. Çocuklarım pencereye koştular. ‘Baba, baba gel...’ diye heyecanla seslendiler. Pencereye gittim. Çok kalabalık bir grup, önlerinde öğrenci oldukları belli olan çocuklar vardı. Ellerinde değnekler vardı. 'Müslüman Türkiye, Allahuekber, ölüm...' gibi sesler çıkarıyorlardı. Bir şeylerin olduğunu anladım. Yanımda yeğenim İbrahim vardı. Durumu öğrenmek için çarşıya gönderdim. Gitti geldi. Birçok işyerinin tahrip ve talan edildiğini, bir kişinin yaralandığını söyledi.
    “O gün TÖB-DER'in kapalı salon toplantısı vardı. 'Acaba öğretmenlere bir şeyler oldu mu?' diye ben de çıktım. Hükümetin arkasından geçerek gitmek istedim. Hükümetin ve belediyenin arası çok kalabalıktı. Bağırıyorlardı. Polis azınlıktaydı. Ses çıkarmıyorlardı. TÖB-DER'e giden yolda polis barikat kurmuştu ve kimseyi bırakmıyordu. Oradan yazıhaneye gittim. Yazıhanem Mecidiye İş Hanının 4. katındaydı. Bitişiğinde Samanpazarı Alanı vardır. Bu alan da hiç tanımadığım insanlarla doluydu. Tekbir getiriyorlardı. Oradan Cezmi Kartay Caddesindeki 50. Yıl Kıraathanesine saldırdılar. Camlarını kırdılar, biraz sonra askeri birlik geldi. Birkaç saldırgan, yanına gittikleri bir üsteğmenin ellerini öptüler. Sonra dağıldılar...
    “Daha sonra Tüccarlar Kulübüne gittim. Orada; Malatya Beden Eğitim Bölge Müdürü Osman Çağlar olduğunu öğrendiğim bir kişi, konuşuyor ve olayı anlatıyordu. 'Bir grup kalabalık geldi, burada toplantı varmış dediler. Yok dedim. İçlerinde tanıdığım sakallı ve hacca gitmiş bir şeyh vardı. Kendisine, bu iyi bir şey değildir dedim. O da, hayır, din için her şey yapılır dedi ve geri döndüler. Şehre doğru gittiler. İçlerinde Şerif Dursun da vardı. Biraz ötede topluluğu durdurdu ve 'Ölüme hazır mısınız?' dedi. Onlar da 'evet' diyorlardı. 'Böylece gittiler...' diyorek anlatıyordu...
    “Ertesi gün (16.02.1975) TÖB-DER'e gittim. Herkes üzücü olayı anlatıyordu. Bir aralık iki polisin geldiği ve TÖB-DER başkanını emniyete götürdüğünü ve dönüşünde 'Emniyet Müdürünün emniyetini sağlamayacağız, lokalinizi boşaltınız' dediğini anlattı. Öğretmenler dağılarak lokali boşalttılar.
    “Ben de Cezmi Kartay Caddesindeki 50. Yıl Kıraathanesine gittim. Biraz oturdum. Sonra kıraathanenin alt katındaki Kent Lokantasına inerek yemek yemeye gittim. Dışarıda oldukça kalabalık vardı ve bağırıyorlardı. Lokantada, Turan Emeksiz Lisesi Müdürü de vardı. Kalem şefi Hüseyin Özcan ile Mehmet Guguk ve Ali Zeynel adlarındaki öğretmenler de oradaydılar. Onlar da kalabalığı görünce şaşırdılar. Ali telefonla valiliği aradı ve Valiyi evinde buldu. Durumu anlattı. Vali de 'Bir şey olmaz. Yürüyüş varmış, seyire gelmişler. Tedbir alınmıştır' dedi. Daha sonra saldırı başladı. Camlar, kapılar kırılmaya başlandı. Korkuyla dışarı çıkan işyeri sahiplerinin üstü polisçe aranıyordu. Ben de, 'Ne oluyor, önce olayı yaratanları önleyin' dedim. Bunun üzerine polisler üzerime atılarak coplarla vurmaya başladılar. Bir arabaya koydular. Her tarafım kan ve yara içindeydi. Hastaneye götürdüler. Doktorun yanında da vurmaya başlayınca doktor ve bazı hemşireler engel oldular. Yaralarım sarıldı. Eve döndüm. Kısacası olay, önceden hazırlanmış ve bilinen bir şeydi. Çünkü polis taraf tutuyordu. Ancak askeri birlikler gelince önlenebildi. Olay bir irtica hareketiydi.”


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Admin Bir Salı Haz. 02 2009, 19:16

    Mehmet Ali Yılmaz (65 yaşlarında, seyyar yumurta satıcısı): "Ben seyyar yumurta satıcısıyım. Geçimimi bununla sağlıyorum. Cezmi Kartay Caddesindeyim. Saldırı başladı. Polis yoktu, olanlar da seyirciydi. Tekbir getiriyorlar, ilahiler okuyorlardı. Saçlı, bıyıklı kimi görseler dövüyorlardı. Bu sırada dükkanların camları kırıldı. Ateş açıldı. Ortalık toz dumana döndü. Saldırganlardan biri bana ateş etti. Sağ kulağımın altından bir kurşun girdi ve dilimin bir kısmını ve takma üst dişlerimi parçalamak suretiyle dışarı çıktı. Ağzım kan içerisindeydi. Bu sırada bir grup beni yakalayarak ‘kelime-i şahadet’ getirmemi istedi. Ben de getirdim. Bıraktılar. Ötede başka bir grup tuttu, yine ‘kelime-i şahadet’ getirmemi istediler. Sonra ‘yanlış okudu’ diyerek dövdüler.”


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH

    Sponsored content

    Geri: Tanıklar anlatıyor

    Mesaj tarafından Sponsored content


      Forum Saati Paz Kas. 19 2017, 05:43