ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Aralık 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim


    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > D

    Paylaş
    avatar
    alevi-veysel
    çalışkan üyeler

    Mesaj Sayısı : 998
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > D

    Mesaj tarafından alevi-veysel Bir Çarş. Haz. 03 2009, 20:42

    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > D
    DÂB: 1. Adalet, doğruluk, 2. İhsan, vergi.
    DÂBBE: Yük ve binek hayvanı.
    DÂBBETÜ’L-ARZ: Kıyâmet alametlerinden olup topraktan çıkan varlık.
    DÂD-I HAKK: 1. Allah vergisi. 2. Veriş, satış.
    DÂFİ’: 1. Def’ eden, savan, savuşturan, iten. 2. Cenab-ı Hak.
    DÂĞ-DÂR: 1. Kızgın demirle nişanlanmış, dağlanmış. 2. Pek müteessir, çok üzgün.
    DÂİN (DÂYİN): Borç veren, alacaklı.
    DAKİK: 1. İnce, ufak, nâzik. 2. Toz haline getirilmiş şey, un. 3. Dikkatli ölçülü davranan titiz kimse.
    DALÂLÂT-I BEŞERİYYE: İnsanlığın sapıklığı, beşerî sapıklık.
    DALÂLET: Hak yoldan sapma, sapıklık, azgınlık.
    DALÂL-İ MUBÎN: Apaçık sapıklık.
    DÂLL Bİ’L-İŞÂRE: İşaretle delâlet etme. Sözün işaretle mânâya delâlet etmesi.
    DÂLL U MUDILLE : Doğru yoldan çıkanlar ve çıkaranlar, sapanlar ve saptıranlar.
    DÂLLÎN GÜRÛHU: Sapıklar, azgınlar topluluğu.
    DÂLLİN: Doğru yoldan sapmış olanlar, azgınlar.
    DÂR: Ev, yer, yurt, dünya.
    DARBE-İ AZÂB: Azap darbesi, azap verici vuruş.
    DARB-I MESEL: Ata sözü.
    DÂREYN: İki dünya: Dünya ve ahiret.
    DÂR-I DÜNYA: Dünya.
    DÂR-I HARP: Müslümanlarla savaş halinde olan gayri müslim ülke.
    DÂR-I İSLÂM: İslâm ülkesi.
    DÂR-I KÜFÜR: Gayr-i müslimlerin ülkesi.
    DÂR-I SAADET: Mutluluk yeri.
    DÂR-I UHRA: Ahiret yurdu.
    DARÎRU’L-BASAR: Kör, âmâ.
    DÂRU’N-NEDVE: Mekke şehir meclisi.
    DÂRU’S-SELÂM: 1.Selamet yurdu, cennet. 2. Bağdat şehrinin ünvanı.
    DÂRÜ’L-HİLAFET: İstanbul.
    DE’B-İ KADÎM: Eski gelenek, eski usûl, eski âdet.
    DEBÛR: Batı rüzgarı, batı taraftan esen yel.
    DECCÂL: Kıyametten az önce çıkacak, insanlardan bir kısmını sapıtacak ve daha sonra Hz. İsa tarafından öldürülecek olan şahıs.
    DEF’: Öteye itme, savma, savulma.
    DEF-İ İHTİYAÇ: İhtiyacın giderilmesi, ihtiyacın karşılanması.
    DEF-İ MAZARRAT: Zararı giderme.
    DEF-İ MEFSEDET: Fesadı ortadan kaldırma.
    DEFTER-İ A’MÂL: Amel defteri, insanların dünyadaki hayır ve kötülüklerin kaydedildiği defter.
    DEHA: 1. Olağanüstü zeka ve anlayış kabiliyeti. 2. Olağanüstü zeka sahibi kimse.
    DEHLİZ: Hol, koridor.
    DEHRİ: Dünyanın sonsuzluğuna inanıp ahireti inkâr eden kimse Materyalist.
    DELÂLET: Yol gösterme, kılavuzluk etme.
    DELÂLET-İ AKLİYYE VE MANTIKIYYE: Akıl ve mantık yardımıyla, akıl ve mantığın yola göstermesiyle.
    DELİL: 1. Kılavuz, yol gösterme. 2. Kanıt.
    DELİL-İ NAKLÎ: Naklî delil, Kitabî delil. Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i şeriflere istinad eden delil.
    DELÎL-İ ŞUÛDÎ: Görgüye dayanan delil.
    DEM: 1. Kan, 2. Soluk, nefes. 3. Zaman, an.
    DEM’: Göz yaşı, göz yaşı dökme, ağlama.
    DEM-İ MESFUH: Dökülmüş kan.
    DENÂNET: Alçaklık, zillet.
    DENÎ: Alçak.
    DERMİYÂN: Ortada.
    DERPİŞ: Göz önünde, en önde.
    DERS-İ İNTİBAH: Uyandırma dersi.
    DERÛN: İç taraf, dahil, kalp.
    DEVR-İ CÂHİLİYYE: Cahiliyye devri, İslâm’dan önceki devir.
    DEVR-İ SABAVET: Çocukluk çağı.
    DEYN: Borç.
    DEYYÂN: Mükâfatlandıran veya cezalandıran, hâkim. Allah.
    DEYYÂR: 1. Manastır sahibi. 2. Biri, bir kimse, fert.
    DÎBÂCE: Başlangıç, önsöz, mukaddime.
    DİĞERGÂM: Başkalarını düşünen, bencil olmayan.
    DİL-ÂVÎZ: Gönül çeken, câzip.
    DİL-NİŞÎN: Hoşa giden, kalpte yerleşen.
    DÎN U DİYÂNET: Din dindarlık, din ve din duygusu.
    DÎNÂR: Bir altın liranın dörtte bir değerinde olan eski bir para.
    DÎN-İ HAK: Hak din İslâmiyet.
    DİRAYET: Zekâ, iktidar, beceriklilik. Akıl ve ilim yoluyla yapılan çözüm.
    DİRHEM: 1. Okkanın dörtyüzde biri olan eski ağırlık ölçüsü. 2. Gümüş para.
    DİVAN: Arap şiiri, Divan-ı Arab, Arab’ın şiir külliyatı.
    DÛN: 1. Alçak, aşağılık. 2. Aşağı. 3. Altta.
    DÜBB-İ ASGAR: Küçük ayı (yedili yıldız grubu).
    DÜBB-İ EKBER: Büyük ayı (yedili yıldız grubu).
    DÜLDÜL: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Hz. Ali’ye verdiği beyaz at.
    DÜSTÛR: Kânun, kaide, kural, esas

      Forum Saati Paz Ara. 17 2017, 14:39