ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Aralık 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim


    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü >F

    Paylaş
    avatar
    alevi-veysel
    çalışkan üyeler

    Mesaj Sayısı : 998
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü >F

    Mesaj tarafından alevi-veysel Bir Çarş. Haz. 03 2009, 20:52


    FÂCİR: 1. Fücûr sahibi, fena huylu. günahkâr.
    FÂDIL-FÂZIL: Faziletli, fazilet sahibi, erdemli.
    FADL-FAZL: İyilik, fazilet, erdem.
    FAHR: Övgü, şeref, böbürlenme.
    FAHR-İ KÂİNAT: Kâinatın övgüsü, şerefi; Hz. Peygamber (s.a.v.)
    FAHŞÂ: 1. Meşru olmayan cinsel ilişki, fuhuş. 2. Zekatı az verme, tamahkârlık. 3. Akla ve ahlâka uygun olmayan söz ve iş.
    FÂİL: 1. İşleyen, yapan. 2. Te’sirli, etkili.
    FÂİL-İ MUHTAR: İstediğini yapmakta serbest olan.
    FAKR: Fakirlik, yoksulluk, züğürtlük.
    FÂRİĞ: 1. Vazgeçmiş, çekilmiş. 2. Rahat, âsûde. 3. Boş, işini bitirmiş, işsiz.
    FARÎZA: 1. Allah‘ın emri, farz, vacip, gerek, vazife. 2. Mirasçılardan her birine şer’an düşen hisse, pay.
    FART-I İZDİHAM: Fazla kalabalık.
    FÂRUK: Haklıyı haksızı ayırmakta pek mahir olan. Hz. Ömer’in sıfatlarından biri.
    FARZ: 1. İslâmiyette mazeret olmadıkça yapılması mecburi olan, terkedilmesi günah sayılan Tanrı buyruğu. 2. Zarurî, lüzumlu.
    FARZ-I AYN: Kişinin bizzat yapması gereken farz. Herkese farz olan.
    FARZ-I KİFÂYE: Bir kısım Müslümanların yerine getirmesiyle diğerlerinden sakıt olan farz. Cenaze namazı gibi.
    FASÂHAT: Güzel ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme kabiliyeti.
    FÂSIK: Allah‘ın emirlerini tanımayan, günah işleyen.
    FÂSILA: 1. Aralık, ara, bölme. 2. Ayıran, bölen, Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin sonları.


    FÂSİD-FÂSİDE: 1. Kötü, fena, yanlış, bozuk. 2. Münafık, fesad çıkaran.
    FASL: 1. Ayrıntı, ayırma, kesinti, bölüm. 2. Halletme, neticelendirme, kesip atma.
    FÂTIR: Yaratan, yaratıcı.
    FAZÂİL: İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye karşı devamlı ve değişmez istidatlar, güzel huylar.
    FAZİLET: İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf, iyi huy, erdem.
    FAZL U İHSÂN: Cömertlik ve bağışta bulunmak.
    FAZL U KEREM: Bilginlere, faziletli kişilere yaraşır olgunluk ve cömertlik.
    FAZL U RAHMET: Faziletli kişinin lütfu, merhameti ve acıması.
    FAZL: 1. Fazla, ziyade, artık, bâki. 2. Fazlalık, üstünlük.
    FAZL-I AZÎM: Büyük değer, temelde var olan büyük meziyet.
    FEBİHÂ: Ne alâ, ne güzel.
    FECR: Fecir; sabaha karşı güneş doğmadan önce, ufkun aydınlığı, tan yerinin ağarması.
    FECR-İ SADIK: (Hakiki fecir) şafak sökme.
    FEDA: 1. Gözden çıkarma, uğruna verme. 2. Kurban.
    FEHVÂ: Mânâ, anlam, mefhum, kavram, hüküm.
    FELÂH: Kurtuluş, selâmet, onma, mutluluk, kutluluk.
    FELÂK: 1. Tan Zamanı. 2. Sabah aydınlığı.
    FELÂSİFE: Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar, âlimler, bilginler.
    FELEK: 1. Gökyüzü, sema. 2. Âlem, dünya. 3. Talih, kader.
    FELEKİYYÂT: Gök ve heyet ilmine ait şeyler, astronomik.
    FENA: 1. Yok olma, yokluk. “Beka”nın zıddı. (Tasavvufta maddî varlıktan sıyrılıp hakka ulaşma). 2. İyi olmayan, kötü.
    FERÂŞE: Pervane (gece kelebeği).
    FERC: 1. Aralık, yarık, çatlak. 2. Dişilerde üreme organı, avret.
    FERİK: 1. İnsan topluluğu, cemaat. 2. Askerî kolordu kumandanı. 3. Körpe, buğday tanesinin yarı olgunu, firik.
    FERMAN: Emir, buyruk, padişah tarafından verilen yazılı emir.
    FERMAN-I İLÂHÎ: Allah buyruğu.
    FERŞ: 1. Döşeme, yayma. 2. Yayılan şey. 3. Seccade, hasır, 4. Yeryüzü, kır, sahra.
    FESAD: Fenalık, kötülük, arabozuculuk. Kargaşalık, karışıklık.
    FESH: Bozma, bozulma, dağıtma, dağılma, yürürlükten kalkma.
    FETÂNET: Fatinlik, zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi anlamak hususundaki istidadı, zeyreklik.
    FETH: 1. Açma, açılma. 2. Bir yeri savaşla ele geçirme.
    FETH-İ MÜBİN: Açık ve parlak zafer.
    FETİŞ: Sahibine uğur getirdiğine ve tabiatüstü özellikler taşıdığına inanılan nesne veya hayvan.
    FETRET: 1. İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen Zaman. 2. İki vakıa arasındaki Zaman.
    FETTAH: 1. Zafer kazanmış, üstün gelmiş. 2. Fetheden, açan. 3. Kullarının kapalı işlerini açan, Cenab-ı Hakk.
    FETTAN: 1. Fitne ve fesada teşvik eden, ayartan. 2. Cazibeli, gönül alıcı, oynak kadın.
    FEVÂHİŞ: 1. Kötülükler. 2. Fahişeler, kahpeler.
    FEVÂİD: Faydalar, menfaatler, kârlar, kazançlar.
    FEVC: Bölük, takım, cemaat.
    FEVERAN: 1. Kaynama, galeyân etme. 2. Damar, vurma, su fışkırtma.
    FEVK: Üst, üst taraf, yukarı (maddî-manevî)
    FEVKALÂDE: Âdetin üstünde, duyulmadık, görülmedik, olağanüstü.
    FEVKA’L-BEŞER: İnsanüstü.
    FEVKA’T-TABİA: Tabiatüstü.
    FEVREN: Çarçabuk, birden bire.
    FEVT: 1. Bir daha ele geçmemek üzere kaybetmek, elden çıkarma, kaçırma, 2. Ölüm.
    FEVZ: Galiplik, zafer, üstünlük, selamet, kurtuluş.
    FEVZ-İ AZÎM: Büyük kurtuluş, büyük selamet, büyük başarı.
    FEY’: Savaşta elde edilen mal ve ganimet.
    FEY’ÜZ GANÂİM: Savaşta elde edilen mallar ve ganimetler.
    FEYYAZ: Feyiz, bereket ve bolluk veren. Allah.
    FEYZ: 1. Suyun taşıp akması. 2. Bolluk, fazlalık, gürlük. 3. İlim, irfan.
    FEZÂ’: Korkma, dayanamama, ümitsizlik.
    FEZÂ: Uzay; ucu bucağı bulunmayan boşluk, kâinatın sonsuz genişliği.
    FEZÂİL: Faziletler, meziyetler, üstün özellikler.
    FEZÂİL-İ MÜTENEVVİA: Türlü hüner, marifet ve meziyetler.
    FEZLEKE: Hülâsa, netice, özet.
    FIKH-I HANEFİ: Hanefî fıkhı.
    FIKH-I İSLÂM: İslâm fıkhı.
    FIKIH-FIKH: 1. Bir şeyi anlayıp bilme, 2. Şeriat ilmi, şeriatın usül ve hükümleri, amelî ve şer’î meseleler bilgisi. Hukuk bilgisi.
    FIRAK: 1. Tümenler, alaylar, bölükler. 2. Partiler. 3. Takımlar, kalabalıklar, ehl-i sünnet ve cemaatten ayrılan mezhepler.
    FIRAK-I İSLÂMİYYE: İslâm fırkaları, mezhepleri.
    FIRKA: 1. İnsan kalabalığı grubu. 2. Tümen.
    FIRKA-İ NÂCİYYE: Selâmet yolunu bulmuş, Müslüman grubu.
    FISK U FÜCÛR: Sefahet ve günaha batma.
    FISK: 1. Hak yolundan çıkmak, Allah‘a karşı isyan etmek. 2. Sefahete dalma, ahlâksızlık, gü-nahkârlık.
    FITRA: Fitre: Ramazan’da bölünmeden verilmesi şer’ân vacip olan fıtr, sadaka.
    FITRAT: Yaratılış, huy, tabiat, mizaç.
    FITRAT-I MUHAMMEDİYE: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in huyu, yaratılışı.
    FÎ EMRİLLÂH: Allah‘ın emrinde.
    FÎ SEBİLİLLAH: Allah yolunda, karşılık beklemeksizin.
    FÎ: 1. İçinde - de. 2. Tarih bildirir.
    FİDÂ: Bir esiri kurtarmak için verilen şey, fidye.
    FİDYE: Can kurtarma karşılığı verilen akçe vesaire.
    FİİL-Fİ’L: 1. İş, kâr, amel, Zamanla ilgili olup mânâya yol açan kelime. 2. Eylem.
    FİKR: 1. Fikir, düşünce. 2. İdrak, 3. Zihin, akıl. 4. Hatır.
    Fİ’L-İ HAKİKİ: Gerçek eylem, hakiki fiil.
    Fİ’L-İ İHTİYÂRİ: Yapılıp yapılmaması insanın kendi seçimine bağlı olan fiil.
    Fİ’L-İ KAVLÎ: Kavli fiil, sözle yapılan eylem.
    FİRÂK: 1. Ayrılık, ayrılma. 2. Hüzün, keder, sıkıntı.
    FİRÂSET: 1. Anlayışlı, çabuk seziş, 2. Binicilik, at yetiştirme bilgisi. 3. Yiğitlik, mertlik.
    FİRÂŞ: Döşek, yatak, şilte, hasır, halı.
    FİR’AVN: Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen ünvan. 2. Tanrılık iddiasında bulunduğu için Hz. Musa’nın mücadele ettiği Mısır hükümdarı. 3. Çok kibirli, gururlu ve inat adam, Firavn.
    FUAD: Kalp, yürek, gönül.
    FUHŞ: 1. Haddini aşma. 2. Kötülük, namusa aykırı hareket.
    FUHŞ-U KELÂM: Edep ve terbiye dışı söz.
    FUKAHÂ (Fakih): Fakihler, İslâm hukukçuları, Fıkıh âlimleri.
    FUKARA: Fakirler, yoksullar.
    FUKARA-İ MÜSLİMÎN: Müslüman fakirler.
    FUKARA-İ SÂBİRİN: Sabreden, dayanan, oruç açmayan fakirler.
    FURKAN: 1. Hak ile batılı ayırmak, iyi ile kötüyü ayırd etmek. 2. Kur’ân-ı Kerim’in adlarından biri.
    FUSÛL: 1. Fasıllar, mevsimler. 2. Bölümler, kısımlar.
    FÜLÂN: Belirsiz bir şey, filan.
    FÜNÛN: 1. Nev’iler, çeşitler, sınıflar, tabakalar. 2. Hünerler, sanatlar, ilimler, fenler.
    FÜNÛN-I TABİİYYE: Tabiat ilminin çeşitleri.
    FÜRS Ü RÛM: İran ve Anadolu.
    FÜRS: 1. Farslılar, Fars milleti. 2. Eski İran.
    FÜRÛ’: Dallar, budaklar, ayrıntılar.
    FÜTUHÂT: Fetihler, zaferler.
    FÜTÛR: Zayıflık, gevşeklik, bezginlik, endişe.

      Forum Saati Paz Ara. 17 2017, 14:36