ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Ekim 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     

Takvim Takvim


    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > I-İ

    Paylaş
    avatar
    alevi-veysel
    çalışkan üyeler

    Mesaj Sayısı : 998
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > I-İ

    Mesaj tarafından alevi-veysel Bir Çarş. Haz. 03 2009, 20:59

    ICL: Dana, sığır yavrusu.
    IDLÂL: Saptırma, azıtma.
    ISLAH: Düzeltme ve imâr etme.
    ISLAHAT: Düzeltmeler, tashihler, iyi hale getirme, mükemmelleştirme.
    ISTIFÂ: Seçme, ayıklama, süzme.
    ITLÂK: 1. Salıverme. 2. Boşama. 3. Soyutlama, söyleme, kullanma.
    ITNÂB: Konuşurken fazla tafsilât vermek, sözü gereğinden fazla uzatmak.
    IYÂN: Âşikâr, belli.
    IZTIRÂRÎ: Mecburiyet altında olan.
    İBÂD: Kullar.
    İBÂDÜ’R-RAHMÂN: Allah‘ın kulları.
    İBÂHE: 1. Mübah olmak. 2. Ateş söndürme.
    İBDÂ: 1. Meydana getirme. 2. Yaratma.
    İBKÂ: “Bekâ”dan: Devamlı kılmak.
    İBKÂM: Susturma, bir tartışmada ağız açamıyacak hale getirme.
    İBN: Oğul.



    İBNULLAH: Allah‘ın oğlu. Hıristiyanlar Hz. İsa’ya İbnullah derler.
    İBRÂ: Bağışlanma, temize çıkma, aklanma.
    İBRET-ENGİZ: İbret verici.
    İBTİDÂ: Başlangıç, baş taraf.
    İBTİDÂ-İ KIRAAT: İlk okuma. Okumaya başlama.
    İBTİLÂ: Belaya uğramak, musibete düşmek, kötü şeye düşkünlük.
    İCÂBET: 1. Kabul etme. 2. Muvafakat etme.
    İCÂD U İBDÂ: Yapma ve yaratma.
    İ’CÂZ: 1. Aciz bırakma. 2. Mucize göstererek muhatabı cevap veremez duruma düşürme. 3. Aciz bırakma.
    İCÂZ: 1. Sözü kısa söyleme. 2. Az sözle çok mânâ anlatma.
    İCBÂR: Zorlama, cebretme.
    İCL: Dana, buzağı.
    İCMÂ: Dağınık şeyleri bir araya getirme, toplama.
    İCMÂ-I ÜMMET: Büyük fakihlerin dinle ilgili bir konuda görüş birliğinde olmaları.
    İCMÂL: Kısaltma, ihtisar, özet.
    İCTİMAGÂH: Toplantı yeri.
    İCTİNÂB: Çekinme, sakınma.
    İDÂRE-İ KELÂM: Sözü mümkün mertebe yürütmek, işi idare etmek.
    İDDET: Bekleme süresi. İslâm hukukunda kocasından boşanan bir kadının 100 gün, kocası ölen bir kadının 130 gün bekleme müddeti. Bu müddet geçmeden başkasıyla evlenemez.
    İDGÂM: Birbirine benzeyen iki harfi bir yazıp şeddeli okuma.
    İDHÂL: Dâhil etme, içine alma.
    İDLÂL: Dalâlete sokma, sapıtma.
    İDLÂL-İ İLÂHÎ: Allah‘ın kulu saptırması.
    İDRÂK: 1. Anlayış, akıl edinme. 2. Yetişmek, erişmek. 3. Olgunlaşma çağını bulma.
    ÎFÂ: 1. Ödeme, yerine getirme. 2. Bir işi yapma. 3. İş görme.
    İFK: İftira, iftira ekmek, Hz. Aişe’ye yapılan iftira.
    İFLÂH: Felâha, selâmete kavuşmak.
    İFNÂ:: Mahvetmek, yok etmek.
    İFRÂT: Haddi aşma, pek ileri gitme.
    İFRÂZ: Bütünden parça ayırma. Bölme.
    İFRÎT: Çetin cin, öfkeli insan.
    İFTİTAH TEKBİRİ: Namaza başlama tekbiri.
    İGÂSE: İmdada yetişmek, yardım etmek.
    İĞFÂL: Yanıltma ve aldatma.
    İĞTİSÂL: Gusletme.
    İĞVÂ: Ayartma, baştan çıkarma.
    İHÂTA: 1. Kuşatma, etrafını çevirme. 2. Geniş tam bilgi ve ihtisas.
    İHDÂS: Ortaya çıkarma.
    İHFÂ: Gizleme, saklama.
    İHLÂL: “Halel”den bozma, sakatlama, kusurlu hale getirme.
    İHLÂS: Samimiyet, doğruluk, riyasızlık. Kur’ân-ı Kerim’in 112. Sûresi.
    İHMÂL: Mühlet verme.
    İHRÂC: Çıkarmak.
    İHRÂM: Hacıların giydikleri dikişsiz elbise.
    İHRÂZ: Nail olmak, kazanmak, almak.
    İHSÂN: 1. İyilik etme. 2. Bağış, bağışlama. 3. Sağlamlaştırma.
    İHTİCÂC: Hüccet, delil göstermek.
    İHTİDÂ: Hidayete ermek, İslâm olmak.
    İHTİKÂR: 1. Haksız kazanç, aşırı kâr, vurgunculuk. 2. Hakarete katlanmak.
    İHTİLAF: Ayrılma, ayrışma, çözülme.
    İHTİLAF-I EDYÂN: Dinlerin ayrılıkları, farklı farklı oluşları.
    İHTİLÂM: Düş azması, uyurken cenabet olma.
    İHTİLÂT: Karışma, karışıp görüşme komplikasyon.
    İHTİRAS: Bir şeyi fazla arzulama ve ona fazla düşkünlük.
    İHTİRAZ: Sakınma, çekinme.
    İHTİRÂZÎ: Çekinme, sakınma ile ilgili.
    İHTİSAR: Kısaltma, icmâl etme.
    İHTİSAS: Özellik kazanma, uzmanlaşma.
    İHTİVA: İçine alma, içinde bulundurma, içerme.
    İHTİYAR: Seçme, seçilme.
    İHTİZÂZ: 1. Haz duymak, ferahlanmak. 2. Titreşim.
    İHVAN: Kardeşler, arkadaşlar, aynı tarikata mensup olanlar.
    İHYÂ: Diriltme, hayat verme.
    İKÂB: Ceza, azap, cezalandırma.
    İKAL: 1. Bağ. 2. Ayak bağı.
    İKÂLE: 1. İki tarafın isteğiyle alışverişi bozmak. 2. Dememiş iken “dedim” diye iddia etmek.
    İKÂME: Yerleştirmek, iskan etmek, vücuda getirmek.
    İKÂMET: İmamlık, halifelik, önderlik.
    İKÂNİYYE: Yakînî bilgiye tabi olanlar. Din ve bilginlerce ileri sürülen şeyleri delil aramaksızın doğru sayan anlayış.
    İKLÂB: Çevirme, bir halden başka bir hale döndürme.
    İKTİBAS: 1. Ödünç almak. 2. Bir kelimeyi, bir cümleyi veya bunların mânâlarını olduğu gibi alma, aktarma.
    İKTİDÂ: Uymak, tabi olmak.
    İKTİSAB: 1. Kazanma. 2. Tahsil etme. 3. Elde etme.
    İKTİSÂD: Ekonomi. Toplumun tutumluluğu.
    İKTİZA: 1. Lazım gelme, gerekme. 2. İşe yarama, yararlık.
    ÎLÂ: 1. Yemin etmek. 2. Erkeğin, bir müddet karısına yaklaşmaması. için yemin etmesi. 3. Sıkıntı ve derde uğrama.
    İLÂF: Ülfet ettirme, ülfet ettirilme, alıştırma, uzlaştırma.
    İLÂH: Mabud, tanrı.
    İ’LÂ-YI KELİMETULLAH: Allah‘ın adını yüce tutmak.
    İLHÂD: 1. Dinsizlik, inanç bozukluğu. 2. Allah inancından ayrılış, tevhid inancından ayrılma.
    İLLET: Hastalık, sebep, gaye, hedef.
    İLLET-İ ÛLÂ: Birinci sebep, ilk sebep.
    İLLET-İ VÜCÛD: Varlık sebebi.
    İLLİYYET: Sebep ile ilgili, sebeplilik.
    İLME’L-YAKÎN: İlmî bilgi. Kesin bilgi.
    İLM-İ FERÂİZ: İslâm hukukunda miras taksimi ile ilgili bilim dalı.
    İLM-İ HÂL: İslâm dininin her Müslüman için bilinmesi gereken temel bilgileri.
    İLM-İ HEY’ET: Astronomi ilmi.
    İLM-İ HİKMET: Düşünce bilgisi, felsefe.
    İLM-İ LEDÜNN: Gayb ilmi, Allah‘ın sırlarına ait ilim.
    İLM-İ MEÂNÎ: Meânî ilmi, belagat.
    İLM-İ TEVHİD: İlm-i kelâm.
    İLM-İ USÛL ve AKÂİD: Usûl ve akâid ilmi.
    İLM-İ VEHBÎ: Allah tarafından verilen ilim.
    İLTİBAS: Benzeyen şeyleri birbirine karıştırma. Şaşırıp yanılma.
    İLTİCA: Sığınma.
    İLTİZAM: 1. Kendisi için gerekli sayma. 2. Bilerek, isteyerek taraf tutma.
    İLZAM: Delil göstererek muhalifi susturmak.
    İ’MÂL: Yapma, işleme, iş yapma.
    İMÂLE: 1. Bir tarafa meylettirmek, bir tarafa eğmek. 2. Bir heceyi vezne uydurmak için uzatarak okumak.
    İMDÎ: Artık, bu halde, böyle olduğu halde.
    İMKÂN VE CÜNÛB: Mümkün ve gereklilik.
    İMLÂ: Doldurma, yazdırma.
    İMSÂK: 1. Oruca başlama Zamanı. 2. Kendini tutmak, bir şeyden el çekmek.
    İMTİNA: Çekinme, vazgeçip geri durma.
    İMTİSÂL: Örnek kabul etme.
    İNÂBE: 1. Günahlardan vazgeçip Hak yola dönmek. 2. Bir mürşidden el alıp yerine geçme.
    İNADİYYE: Eşyanın hakikatini inkâr etme felsefesine bağlılık.
    İN’ÂM: İhsan, nimet verme.
    İNÂS: Kadınlar, kızlar.
    İNÂYET: 1. Dikkat, gayret, özenme. 2. Lütuf, ihsan, iyilik.
    İNDAllah: Allah yanında.
    İNDE’L-CUMHUR: Çoğunluğun yanında, çoğunluğun nazarında.
    İNDE’L-HÂCE: İhtiyaç Zamanında.
    İNDİRAC: İçine konma, arasına sıkışma. Derecelenme.
    İNDİYYE: Kendi görüşüne tabi olan.
    İNFAK: Nafaka verme, besleme, geçindirme.
    İNFİSÂL: 1. Ayrılma, 2. Azledilme, işinden uzaklaşma.
    İNFİTÂR: Yarılma, açılma.
    İNHİRÂF: Doğru yoldan sapma.
    İN’İKÂS: Bir yere çarpıp geri dönme, aksetme.
    İNKÂR: Tanımama.
    İNKIBÂZ: 1. Büzülüp toplanma, çekilme. 2. Kasvet, keder, sıkıntı. 3. Kabızlık, peklik.
    İNKILÂB: Bir halden başka bir hale dönme.
    İNKIRAZ: Tükenme, blitme, kırılıp yok olma.
    İNKITÂ: Kesilme.
    İNKIYÂD: Boyun eğme, mutî olma, itaat etme.
    İNKİŞÂF: Gelişme, ilerleme.
    İNS U CİN: İnsan ve cin.
    İNS: İnsan.
    İNŞÂ: Yapma, vücuda getirme.
    İNŞİKÂK: İkiye ayrılma, yarılma.
    İNŞİRAH: Ferahlamak, sevinç duymak.
    İNŞİRAH-I SADR: Vicdan ferahlığı,vicdan huzuru.
    İNTAK: Nutka getirmek, söyleme yeteneği olmayanı söyletmek.
    İNTİBAK: Uyma, uygun hale gelme. Edebiyatta iki zıd şeyin ortak özelliğini bulup birleştirme.
    İNTİFÂ: Fayda sağlama, menfaatlanma.
    İNTİŞÂR: Yayılma.
    İNZÂL: İndirme, indirilme.
    İNZÂL-İ MENÎ: Üreme organından meni çıkması.
    İNZÂR: Korkutmak, sakındırmak.
    İ’RÂB: 1. Düzgün konuşma ve hakikatı belirtme. 2. Arapça kelimelerin sonundaki harf veya harekenin değişmesi.
    İRÂDE-İ CÜZ’İYYE: Allah tarafından insanın yetkisine bırakılan cüz’î irade. İnsan iradesi.
    İRÂE: “Rü’yet”ten: Gösterme, tayin etme.
    İ’RÂZ: Yüz çevirme, başka tarafa dönme.
    İRBE: Kadına ihtiyaç duymayan erkek.
    İRCA’: Döndürme, geri çevirme.
    İRS: 1. Ölen kişinin mirasçılarına kalan mal veya para. 2. Veraset, soya çekim.
    İRŞAD: Doğru yolu gösterme.
    İRTİCÂ’: Gerilik, geriye gitme, eskiyi isteme.
    İRTİDÂD: Din değiştirme, dinden çıkma, dinden dönme.
    İRTİFÂ’: Yükseklik, yükselme.
    İRTİHÂL: Vefat etmek, ölmek.
    İRTİKÂB: 1. Kötü bir iş işleme. 2. Rüşvet yeme.
    İS’ÂF: Birinin isteğini kabul edip yerine getirme.
    ÎSÂL: Ulaştırma, vardırma.
    İSKÂT: (Sükut’tan) Susturma.
    İSKAT: 1. Düşürme, aşağı alma. 2. Hükümsüz bırakma, iptal etme.
    İSKAT-I CENİN: Çocuk düşürme.
    İSM-İ ÂZAM: Allah Teâlâ’nın en büyük adı.
    İSM-İ FAİL: İş yapan kimse.
    İSM-İ HÂS: Özel isim.
    İSNAD-I MECAZÎ: Mecazî isnad, bir sözün mecaz anlamını tercih etmek.
    İSNEYN: 1. Pazartesi günü. 2. İki.
    İSRA: Gece yürüyüşü, yürütme.
    İSTİÂB: İçine alma, kaplama.
    İSTİÂRE: 1. Ödünç alma. 2. Bir kelimenin mânâsını muvakkaten başka bir kelime hakkında kullanma.
    İSTİÂRE-İ TEMSİLİYYE: Teşbihin esas unsurlarından biri ile yapılan benzetme.
    İSTİÂZE: “Eûzü billâhi mineşşeyta-nirracîm” sözünü söyleyerek Allah‘a sığınma, eûzü çekme.
    İSTİB’ÂD: Uzaklaşma, uzaklaştırma, akıl dışı sayma.
    İSTİ’DÂD: 1. Alışma, ünsiyet. 2. Kabiliyet.
    İSTİDLÂL: Bir delile dayanarak bir şeyden netice çıkarmak. Delil getirerek anlamak.
    İSTİDRÂC: 1. Derece derece yükselmeyi istemek. 2. Fâsık veya kâfir olduğu belli bir şahsın gösterdiği harika.
    İSTİDRÂK: Yetişme, nail olma.
    İSTİFA: Memuriyetten azlini istemek.
    İSTİFHAM: Anlamaya çalışmak, soru sormak, soru.
    İSTİFHAM-I İNKÂRÎ: Olumsuzu pekiştiren soru şekli. “Hiç yapar mı?” ifadesindeki gibi.
    İSTİGÂSE: 1. Yağmur isteme, yağmur duası etme. 2. Yardım ve imdad isteme.
    İSTİĞFÂR: Af talep etme.
    İSTİĞNA: Gönül tokluğu.
    İSTİĞRAK: Bir şeyi baştan aşağı kaplamak. Tasavvuf erbabının vecde gelip kendinden geçmesi. İstiğrak lâmı: Bir cinsin bütün bireylerini içine alan belirtme edatı, lâm-ı tarif, diğer adıyla harfi tarif.
    İSTİHBÂR: Haber ve bilgi alma.
    İSTİHFÂF: Hafife alma, önem vermeme, hor görme.
    İSTİHLÂK: Tüketme, kullanarak yok etme.
    İSTİHSÂL: Üretmek, hâsıl etmek, çoğaltmak.
    İSTİHSÂN: Beğenme, iyi ve güzel bulma.
    İSTİHZÂ: Alay etmek.
    İSTİKBÂL: 1. Gelecek Zaman. 2. Gelen bir kimseyi karşılamak.
    İSTİKRÂ: 1. Gezme, dolaşma, âvârelik, konuklama. 2. Bir şey hakkında etraflı bilgi edinme.
    İSTİKRÂH: Kerih ve kötü görmek, tiksinmek bir şeyi beğenmemek, bir şeyi zorla yapma.
    İSTİLÂ: Bir yeri kuvvet kullanarak ele geçirmek.
    İSTİ’LÂM: 1. Selâm vermeyi isteme. 2. Kâbe’yi tavaf esnasında Hacerü’l-Esved’i selâmlamak.
    İSTİ’MÂL: Kullanma.
    İSTİMDÂD: Yardım isteme.
    İSTİMRÂR: Devamlılık.
    İSTÎNÂF: 1. Yeniden başlama. 2. Bidayet mahkemesinde verilen bir hükmün bir üst mahkemeye başvurarak feshini isteme.
    İSTİNÂFİYYE: 1. Yeniden başlamaya ait. 2. İstinaf mahkemesine ait. 3. Arapça’da bir soruya cevap anlamında bulunan cümle.
    İSTİNBÂT: Bir iş veya sözden gizli bir anlam çıkarmak, tahmin etmek.
    İSTİNBÂT: Bir söz veya işten gizli bir mânâ çıkarma, zımnen, açık olmayarak, dolayısıyla anlama.
    İSTİNKÂF: Kabul etmeme, yüz çevirme, çekimser kalma, reddetme.
    İSTİNSÂH: Nüshasını çıkarma, bir sûretini çıkarma, kopye etme.
    İSTİSÂL: Kökünden sökmek.
    İSTİSHÂB: “Sohbet”den: Yanına alma, yanına alınma.
    İSTİSKÂ: 1. Su isteme. 2. Yağmur duasına çıkma. 3. Vücudun bir yerinde su toplanması.
    İSTİŞÂRE: Müşavere etme, danışma.
    İSTİŞHÂD: 1. Şahid gösterme. Delil getirme, belge. 2. Şehid olma.
    İSTİTÂAT: Güç yetirme, kudret.
    İSTİTÂR: Örtünmek, kapanmak.
    İSTİVÂ: 1. Müsavî olma, denk olma. 2. Düz olma, düzlük. 3. Kaplama, örtme. 4. Ortada ve tam bir derecede bulunma.
    İSTÎZÂN: İzin isteme.
    İŞ’ÂR: 1. Yazı ile haber verme. 2. Anlatmak, bildirmek.
    İŞKİL: Kuşku, zan.
    İŞMÂM: “Şemm”den. 1. Koklatma, koklatılma. 2. Tecvid ıstılâhında harfin zamme harekesine işaret etme.
    İŞRÂK: “Şark”tan: 1. Güneşin doğması ve etrafı ışıklandırması. 2. Parlama, ışıklandırma.
    İŞTİÂL: Alevlenme, tutuşma.
    İŞTİBÂH: Şüphelenme, şüpheye düşme.
    İŞTİGÂL: Meşguliyet, uğraşma.
    İŞTİHÂR: Şöhret bulma, ün kazanma.
    İŞTİKÂK: Bir kökten parçalara ayrılmak. Türeme.
    İŞTİRA: Satın alma.
    İŞTİYAK: Fazla arzu ve şevk. Hasret çekmek, özlemek.
    İTÂB: Azarlama, tekdir etme.
    İ’TİKÂF: Bir yere çekilip tek başına ibadetle meşgul olmak.
    İ’TİNÂ: Çok dikkat etme, özenme.
    İ’TİZÂL: 1. Bir tarafa çekilme. 2. İşten çekilme. 3. Vâsıl b. Ata’nın kurduğu Mutezile mezhebini benimseme. 4. Takımdan ayrılma.
    İ’TİZÂR: Özür dileme.
    İTKAN: 1. Muhkem, sağlam kalma. 2. İnanma, emin olma.
    İTLÂF: Telef etmek, ziyan etmek.
    İTMÂM: Tamamlama, ikmâl etme.
    İTMİ’NÂN: Emin olma, güvenme. Kalbin mutmain olması. Gönülden inanma.
    İTTİBÂ: Tâbi olma, uyma, ardısıra gitme.
    İTTİHAD: Birlik, beraberlik.
    İTTİKÂ: Sakınma. Takva ehlinden olma.
    İTTİRAD: Düzenli, uygun biçimde sıra ile birbirini izleyen. Biteviye.
    İTTİSÂF: Vasıflanmak, bir sıfat sahibi olmak.
    İVAZ: Karşılık olarak verilen şey, bedel.
    İVME: Acele etme, koşma.
    İZÂFET: 1. İki şey arasındaki ilgi, bağ. 2. İsim tamlaması, isim takımı.
    İZÂHÂT: Açıklamalar.
    İZÂLE: Giderme, def etme, yok etme.
    İZÂN: Zekâ, anlayış.
    İZÂR: Belden yukarıya mahsus örtü, peştemal, futa.
    İZMÂR: Gizleme, saklama.
    İZMİHLÂL: Yok olma, mahvolma.
    İZZET: Değer, şeref, saygınlık.

      Forum Saati Perş. Ekim 19 2017, 04:30