ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Aralık 2017

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim


    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > Y-Z

    Paylaş
    avatar
    alevi-veysel
    çalışkan üyeler

    Mesaj Sayısı : 998
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 58
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Alevilik-Bektaşi Sözlüğü > Y-Z

    Mesaj tarafından alevi-veysel Bir Çarş. Haz. 03 2009, 21:18

    YÂD: 1. Anma, hatırda tutma, zikretme. 2. Hediye. 3. Hatıra. 4. Hatır gönül.
    YAKAZA: Uyanıklık, dikkatli olma, uyku ile uyanıklık arasındaki hal.
    YÂRÂN: Dostlar, sadık arkadaşlar, sevgililer.
    YE’CÜC VE ME’CÜC: Kur’ân-ı Kerim’de bahse konu edilen ve kısa boylu olacakları söylenen, ortalığı fitne ve anarşiye boğacak olan bir kavmin adı.
    YED: El, (mecazen) güç, kudret, yardım.
    YEMÎN-İ GAMÛS: Yalan yere bile bile yapılan yemin.
    YEMÎN-İ MÜN’AKİDE: Akit yemini, and içme.
    YETÎM: Babası ölmüş çocuk.
    YEÛS: “Ye’s”den: Ümitsiz.
    YEVM: Gün.
    YEVM-İ KIYÂMET: Kıyamet günü.
    YEZDÂN: 1. Allah (c.c.). 2. Mecûsilere göre hayırları yaratan hayır tanrısı.
    ZABT: 1. Sıkı tutma. 2. İdaresi altına alma, kendine mal etme. 3. Silah zoru ile bir yeri alma. 4. Anlama, kavrama. 5. Kaydetme, özetini yazma.
    ZÂHİB: 1. Gidici, giden. 2. Bir fikre veya zanna uyan, kapılan.
    ZÂHİR: Açık, belli, görünür, meydanda olan.
    ZÂHİRÎ: Dıştan görünen, meydanda olan.
    ZAİL: Sona eren, sürekli olmayan.
    ZAMİR: 1. Her şeyin iç yüzü. 2. Yürek, vicdan. 3. Gizli fikir. 4. Zamir, ismin yerini tutan kelime.
    ZÂNİ: Zina eden erkek.
    ZÂNİYE: Zina eden kadın.
    ZARAR: Ziyan, eksiklik, kayıp.
    ZARF: Yer ve Zaman bildiren edat.
    ZAT: Kendi, asıl, öz, cevher, saygıdeğer kişi.



    ZAYİ’: Elden çıkan, yitik, kaybolan.
    ZAYİAT: Kayıplar, yitikler.
    ZEBÂNÎ: Zebanî, Cehennemlikleri Cehenneme atan melek.
    ZEBERCED: Zümrütten daha açık renkte bir süs taşı.
    ZEBH: Boğazlama, kesme, kurban kesme.
    ZECR: 1. Yasaklama, yaptırmama. 2. Zorlama, zorla yaptırma, angarya işletme sıkma, eziyet.
    ZEKER: Erkek, erkeklik organı.
    ZELİL: Hor, hakir, alçak.
    ZELLE: 1. Ayak sürçüp kayma. 2. Hata, suç.
    ZEM (ZEMM): Birinin kötülüğünü söyleme, ayıplama, yerme, çekiştirme.
    ZEMHERİR: Karakış.
    ZEMZEME: 1. Ezgili ses, terennüm, teganni. 2. Mezamir’i okuyanların teranesi (Zebur).
    ZENB: Günah, suç, kabahat.
    ZEVAL: 1. Zail olma, sona erme. 2. Aşağılama, inme. 3. Güneşin başucunda, tam tepeden bulunma Zamanı zeval vakti, öğle vakti.
    ZEVC: Çift, eş.
    ZEVCYEN: Karı-koca, iki eş.
    ZEVİ’L-UKUL: Akıl sahipleri, akıllılar.
    ZİKR: 1. Zikir, anma, hatıra getirme. 2. Ağıza alma, adını söyleme. 3. Anlatma, ifade etme. 4. Övme, iyilikle anma. 5. Tasavvufi anlamıyla Allah adını anarak zikretme.
    ZİKR-İ CEMİL: Güzel zikir, övgü.
    ZİKRULLAH: Allah‘ı anma.
    ZİLLET: Alçaklık, aşağılık.
    ZİMMÎ: 1. İslâm devletinde yaşayan gayr-i müslim. 2. Haraç veren, raiyye.
    ZİNET: Süs eşyası, bezek.
    ZİRA’: Dirsekten orta parmak ucuna kadar olan uzunluk ölçüsü, 75-90 santim arasında değişir.
    ZÎRAHİM-İ MAHREM: Nikah düşmeyen akraba kadın.
    ZİŞAN: Şanlı, ünlü, gösterişli.
    ZİYA: Işık, aydınlık.
    ZUHR: Öğle Zamanı, öğle namazı.
    ZULM: Zulüm, haksızlık, eziyet.
    ZULMET: Karanlık.
    ZÜBDE: Bir şeyin en seçkin parçası, öz, özet.
    ZÜBUR-ZÜBÜR: Kitaplar, yazılı şeyler.
    ZÜHD: Dünya lezzetlerinden el çekerek ibadetle meşgul olma, sofuluk.
    ZÜHÛL: İsteyerek veya elde olmayarak unutma, geçiştirme, yanılma.
    ZÜLCELAL: Celal sahibi, Allah.
    ZÜLKARNEYN: İki boynuz sahibi, Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen bir hükümdar, iki yönlü.
    ZÜLL: Horluk, hakirlik, alçaklık.
    ZÜRRİYET: Soy, nesil, kuşak.

      Forum Saati Paz Ara. 17 2017, 14:33